
Her gün, farkında olarak ya da olmayarak korku, kaygı ve belirsizlik enerjilerine maruz kalıyoruz…Sanki görünmeyen bir akış, insanlığın kalbine korku frekansını fısıldıyor. Neredeyse güne ümitsizlik, kaygı ve korku duygularıyla başlamak alışkanlık haline geldi. Oysa dünyada güzel şeyler de oluyor… Ama çoğu zaman bilinçli bir şekilde göz ardı ediliyor. Korku frekansı, sistematik bir şekilde önümüze sunuluyor. Oysa hakikat bambaşka…Bu evrende yalnızca karanlık yok. Işık da var, sevgi de var. Şifa da var.
Hepimizin içinde, yaradanın doğarken kalbimize yerleştirdiği o ilahi “Nur” şimdi uyanmak istiyor…hatırlamak istiyor....genişlemek istiyor...
Tam da bu noktada bir seçimimiz var.Çocuklarımıza neyi aktarıyoruz? Korkuyu mu, yoksa sevgiyi mi?Unutmayalım ki; onlara öğrettiğimiz her küçük iyilik,kâinatta büyüyerek yeniden bize geri döner.
Bu yüzden;
iyilikten vazgeçmeyelim…
iyi düşünmekten vazgeçmeyelim…
Nefret dili kullananlardan uzak duralım.
Sevgi ve ışık enerjisi, var olan en güçlü frekanstır. Bundan daha yüksek bir titreşim yoktur. İçinde bulunduğumuz bu zaman döngüsünde, yaradanın doğuştan kalbimize yerleştirdiği o “nur” uyanmak ve büyümek istiyor.
Ve evet… Her şey bizim elimizde. Ne demiştik: Yaradan istemezse bir yaprak bile kıpırdamaz.Öyleyse yaşadığımız her deneyimde, sınavlarımızı görmeyi seçelim.
Karanlık ve aydınlık… Aslında ikisi de bizim için. Çünkü; hepimiz biriz, birimiz hepimiz için…
☯️